





|
 |
|
KAŞ HİKAYELERİ |
 |
|
Uzunçarşının Dükkanları |
Arap Cemal-Esat Hoca, Arap Cemalin dükkanı Esat Hocanın dükkanı ile
yan yana ve her ikisi de bakkal dükkanı idi. Esat Hoca beş vakit
namazını hiç kaçırmazdı. Arap Cemal de tam tersi, her gün
içerdi. Karısı yaptığı yemekleri ve mezeleri tepsi içinde
gönderirdi. Arap Cemal dükkanında yemeğini yer ve içkisini
içerdi . Çoğu zaman yanında birileri olurdu. Kasabanın belli
başlı kişileri çoğu zaman dükkana çilingir sofrasını kurarlar ve
kafa çekerlerdi. Arap Cemal önceden Tekelde memurluk yapmış.
Kasabaya denizciler geldiği zaman Arap Cemalin dükkanına
alışverişe gelirlerdi. Bar ve lokanta olmadığından Arap Cemal
denizcilere yemek ve içki servisini de yapar olmuş. Zamanla
denizciler arasında tanınmış. Böylelikle her denizci ilçeye
geldiği zaman Arap Cemalin dükkanını bulur ve alışverişini
yapar, içkisini de içer giderdi. Arap Cemal kendiliğinden hem
barmen hem de bakkal idi. Ancak barmenlik yaptığının farkında
değildi.
Davavekili Adil Bey, Esat Hocanın tam karşısındaki dükkanda,
çarşının baştan 4. dükkanında büro açmıştı. Avukatlık diploması
yoktu ancak özel bir uygulama ile dava vekilleri mahkemeye
giriyorlardı. Hep takım elbiseli tiril tiril giyinirdi. Fötr
şapkasını hiç çıkarmazdı. Pabuçları sürekli boyalı ve parlaktı.
Gömleği her zaman temizdi. Kıravat takmazdı. Papyon da yoktu.
Ancak gömlekleri her zaman ilikli idi. Pek sevilmezdi özellikle
de çocuklar onun dükkanın önünden geçmemeye gayret ederdik.
Çünkü mutlaka bize takılırdı. Oğlum pabucunun üzerine basma.
Oğlum ayaklarını sürüyerek yürüyorsun. Oğlum yakanı düzelt. Veya
yere tükürdün utanmaz adam. Çöpü al ve çöp kovasına at diye
sürekli etrafındakileri uyarırdı. Beni de birkaç kez uyarmıştı.
Ayakkabılarımın boyasız olduğunu ikaz etmişti. Hep gıcır gıcır
dolaşır, yerde çöp görmek istemezdi. Yat limanı yapılırken kendi
çapında büyük mücadele vermişti. Tek tek insanları çevirip
anlatırdı. Buraya liman yapacaklar. Taş yığını olacak Başka yere
yapsınlar. Etrafta boş yer mi yok. Esinti kesilecek Manzara
kesilecek. Ne güzel! Çarşının hemen içinde denize giriliyor,
girilmez olacak. Ancak mücadelesinde kimseyi yanına alamamıştı.
Sonra kayboldu gitti Adil bey. Ne liman, ne de beton mücadelesi
kaldı. Liman yapıldı. Esinti kesildi. Manzara kayboldu. Adil Bey
tanıdığım ilk çevreciydi. Ancak o zamanlar "çevreci" kavramı
bilinmiyordu.
Karavelioğlu. Karavelioğlunun dükkanı da Adil bey ile
bitişikti. Ancak araları pek yoktu. Çok konuştuklarını görmedim.
Ancak Karavelioğlu pek kimse ile konuşmazdı. Tam sır küpü bir
adam idi. Her zaman takım elbise ve fötr şapka giyer,
bayramlarda papyon takardı. , Herkes hürmet ederdi. Biz de
çocukken bayramlarda Karavelioğlunun elini öpmeye giderdik. Para
verirdi. Tüccar adamdı. Tüccarlığı nereden geliyor bilmiyorum.
İskelenin hemen önünde konağı vardı. Gemiler ile İzmire, Mersine
mal gönderirdi. Karaveliloğlu İzmire ihracatçılara meşe palamutu,
harnup gönderir. Ya da kendisi ihraç ederdi.
Tuz Depoları, Aslanlı Mezardan aşağıya inerken sağdaki
bitişik dükkanlardan iki tanesi babamın iri tuz depoları idi. O
dönemlerde sadece iri tuz vardı. Bütün evlerde yemeklerde iri
tuz kullanılırdı. Köylerde hayvanlara özellikle de keçilere iri
tuz verilirdi. Cuma günleri civar köylerden köylüler eşekleri ve
develeri ile gelirler, develerini tuz depolarının önüne
ıhtırırlar (oturturlar) ve aldıkları tuzu kıl çuvallarda
yüklerlerdi. Köylüler Topçu Süleymanın fırınından aldıkları
sıcak pidelerinin arasına sana yağı koyarak yerler, köye
dönerken de Koca Ahmetin dükkanından Pazar helvası alıp
yağlıklarına sararak evlerine götürürlerdi. Köylüler tuz
depolarının önündeki taş kaldırımda köylerinden keselerle
getirdikleri yoğurtlarını satarlardı. |
Xanthos
Xanthos Antik bir Likya kentidir. Kaşın Kınık beldesinde ve
Eşençayı kenarındadır. Eşen çayı Kınıkta Antalya - Muğla il
sınırlarını çizer ve Patara ve Letonda denize dökülür.
Kınıklılar çevre köy ve kazalarda gözüpek anlamında kullanılan
beşkazalı lakabı ile bilinirler. Likya tarihinde de Xanthos halkı
onuruna düşkün ve özgürlük savaşçısı bir halk olarak anlatılır.
Heredot, Xanthos için
"Pers ordusu başlarında komutanları olduğu halde Xanthos
ovasına indiği zaman Xanthoslular bitmez tükenmez kuvvetlere karşı
az sayı ile döğüştüler. Yiğitlikle nam saldılar ama yenildiler.
Kadınları, çocukları, hazineyi ve köleleri kaleye doldurdular. Ateşe
verdiler. Öyle ki yangın kaleyi yerle bir etti. Bundan sonra
birbirlerine yeminle bağlanarak düşmana saldırdılar. Ve hepsi de
savaşarak öldüler." diye yazmıştır.
Roma döneminde Romanın ağır vergilerine itiraz eden Xanthos, Brutus
komutasındaki Roma ordusu tarafından kuşatılır. Brutus Xanthosu ağır
yenilgiye uğratmış ve ordusuna Xanthosluları canlı ele geçirmelerini
emretmiştir. Ancak roma ordusu sadece 16 Xanthosluyu canlı olarak
yakalayabilmiş ve Brutus istilaya gittiği şehirlerde, savaşırsanız
işte böyle yok olursunuz diye göstermek için bu 16 Xanthosluyu hep
yanında taşımıştır. Xanthos kazılarında ortaya çıkan aşağıdaki
kitabe, Xanthos'luların özgürlüğe olan düşkünlüğünü ve istilacılara
karşı bitmeyen direnişlerini anlatır.
Xanthos Kitabesi
Evlerimizi mezar yaptık
Mezarlarımızı ev
Yıkıldı evlerimiz
Yağmalandı mezarlarımız
Dağların doruğuna çıktık
Toprağın altına girdik
Suların altında kaldık
Gelip buldular bizi
Yakıp yıktılar
Yağmaladılar bizi
Biz ki analarımızın, kadınlarımızın
Ve ölülerimizin uğruna
Biz ki onurumuz ve özgürlüğümüz uğruna
Toplu ölümleri yeğleyen bu toprağın insanları
Bir ateş bıraktık geride
Bilgin Hotel Y. Turgut Bilgin
turgut@bilginotel.com / www.bilginotel.com |