Bilgin Otel Kaş Aile Oteli, Demre, Patara, Likya Yolu Yürüyüşü, Noel Baba Turizmi
   
KAŞ HİKAYELERİ
 Ana Sayfa
 Kaş Bilgin Otel Hakkında
 Bilgin Otel Odalar
 Bilgin Otel Yiyecek İçecek
 Kaş Bilgin Otel Ulaşım ve     İletişim
 Bilgin Otel Kaş Fotoğraflar
 Kaş Plajlar
 Kaş' ta Aktiviteler

    Likya Yolu Tatil Paketi  

    Kaş Hikayeleri  

 Kaş Bilgin Otel
    Fiyat ve Rezervasyon




 




 

 

                               

KAŞ HİKAYELERİ

Uzunçarşının Dükkanları
Arap Cemal-Esat Hoca, Arap Cemalin dükkanı Esat Hocanın dükkanı ile yan yana ve her ikisi de bakkal dükkanı idi. Esat Hoca beş vakit namazını hiç kaçırmazdı. Arap Cemal de tam tersi, her gün içerdi. Karısı yaptığı yemekleri ve mezeleri tepsi içinde gönderirdi. Arap Cemal dükkanında yemeğini yer ve içkisini içerdi . Çoğu zaman yanında birileri olurdu. Kasabanın belli başlı kişileri çoğu zaman dükkana çilingir sofrasını kurarlar ve kafa çekerlerdi. Arap Cemal önceden Tekelde memurluk yapmış. Kasabaya denizciler geldiği zaman Arap Cemalin dükkanına alışverişe gelirlerdi. Bar ve lokanta olmadığından Arap Cemal denizcilere yemek ve içki servisini de yapar olmuş. Zamanla denizciler arasında tanınmış. Böylelikle her denizci ilçeye geldiği zaman Arap Cemalin dükkanını bulur ve alışverişini yapar, içkisini de içer giderdi. Arap Cemal kendiliğinden hem barmen hem de bakkal idi. Ancak barmenlik yaptığının farkında değildi.

 Davavekili Adil Bey, Esat Hocanın tam karşısındaki dükkanda, çarşının baştan 4. dükkanında büro açmıştı. Avukatlık diploması yoktu ancak özel bir uygulama ile dava vekilleri mahkemeye giriyorlardı. Hep takım elbiseli tiril tiril giyinirdi. Fötr şapkasını hiç çıkarmazdı. Pabuçları sürekli boyalı ve parlaktı. Gömleği her zaman temizdi. Kıravat takmazdı. Papyon da yoktu. Ancak gömlekleri her zaman ilikli idi. Pek sevilmezdi özellikle de çocuklar onun dükkanın önünden geçmemeye gayret ederdik. Çünkü mutlaka bize takılırdı. Oğlum pabucunun üzerine basma. Oğlum ayaklarını sürüyerek yürüyorsun. Oğlum yakanı düzelt. Veya yere tükürdün utanmaz adam. Çöpü al ve çöp kovasına at diye sürekli etrafındakileri uyarırdı. Beni de birkaç kez uyarmıştı. Ayakkabılarımın boyasız olduğunu ikaz etmişti. Hep gıcır gıcır dolaşır, yerde çöp görmek istemezdi. Yat limanı yapılırken kendi çapında büyük mücadele vermişti. Tek tek insanları çevirip anlatırdı. Buraya liman yapacaklar. Taş yığını olacak Başka yere yapsınlar. Etrafta boş yer mi yok. Esinti kesilecek Manzara kesilecek. Ne güzel! Çarşının hemen içinde denize giriliyor, girilmez olacak. Ancak mücadelesinde kimseyi yanına alamamıştı. Sonra kayboldu gitti Adil bey. Ne liman, ne de beton mücadelesi kaldı. Liman yapıldı. Esinti kesildi. Manzara kayboldu. Adil Bey tanıdığım ilk çevreciydi. Ancak o zamanlar "çevreci" kavramı bilinmiyordu.

 Karavelioğlu. Karavelioğlunun dükkanı da Adil bey ile bitişikti. Ancak araları pek yoktu. Çok konuştuklarını görmedim. Ancak Karavelioğlu pek kimse ile konuşmazdı. Tam sır küpü bir adam idi. Her zaman takım elbise ve fötr şapka giyer, bayramlarda papyon takardı. , Herkes hürmet ederdi. Biz de çocukken bayramlarda Karavelioğlunun elini öpmeye giderdik. Para verirdi. Tüccar adamdı. Tüccarlığı nereden geliyor bilmiyorum. İskelenin hemen önünde konağı vardı. Gemiler ile İzmire, Mersine mal gönderirdi. Karaveliloğlu İzmire ihracatçılara meşe palamutu, harnup gönderir. Ya da kendisi ihraç ederdi.

Tuz Depoları, Aslanlı Mezardan aşağıya inerken sağdaki bitişik dükkanlardan iki tanesi babamın iri tuz depoları idi. O dönemlerde sadece iri tuz vardı. Bütün evlerde yemeklerde iri tuz kullanılırdı. Köylerde hayvanlara özellikle de keçilere iri tuz verilirdi. Cuma günleri civar köylerden köylüler eşekleri ve develeri ile gelirler, develerini tuz depolarının önüne ıhtırırlar (oturturlar) ve aldıkları tuzu kıl çuvallarda yüklerlerdi. Köylüler Topçu Süleymanın fırınından aldıkları sıcak pidelerinin arasına sana yağı koyarak yerler, köye dönerken de Koca Ahmetin dükkanından Pazar helvası alıp yağlıklarına sararak evlerine götürürlerdi. Köylüler tuz depolarının önündeki taş kaldırımda köylerinden keselerle getirdikleri yoğurtlarını satarlardı.
Xanthos

Xanthos Antik bir Likya kentidir. Kaşın Kınık beldesinde ve Eşençayı kenarındadır. Eşen çayı Kınıkta Antalya - Muğla il sınırlarını çizer ve Patara ve Letonda denize dökülür.
Kınıklılar çevre köy ve kazalarda gözüpek anlamında kullanılan beşkazalı lakabı ile bilinirler. Likya tarihinde de Xanthos halkı onuruna düşkün ve özgürlük savaşçısı bir halk olarak anlatılır. Heredot, Xanthos için
 

 "Pers ordusu başlarında komutanları olduğu halde Xanthos ovasına indiği zaman Xanthoslular bitmez tükenmez kuvvetlere karşı az sayı ile döğüştüler. Yiğitlikle nam saldılar ama yenildiler. Kadınları, çocukları, hazineyi ve köleleri kaleye doldurdular. Ateşe verdiler. Öyle ki yangın kaleyi yerle bir etti. Bundan sonra birbirlerine yeminle bağlanarak düşmana saldırdılar. Ve hepsi de savaşarak öldüler." diye yazmıştır.
 

Roma döneminde Romanın ağır vergilerine itiraz eden Xanthos, Brutus komutasındaki Roma ordusu tarafından kuşatılır. Brutus Xanthosu ağır yenilgiye uğratmış ve ordusuna Xanthosluları canlı ele geçirmelerini emretmiştir. Ancak roma ordusu sadece 16 Xanthosluyu canlı olarak yakalayabilmiş ve Brutus istilaya gittiği şehirlerde, savaşırsanız işte böyle yok olursunuz diye göstermek için bu 16 Xanthosluyu hep yanında taşımıştır. Xanthos kazılarında ortaya çıkan aşağıdaki kitabe, Xanthos'luların özgürlüğe olan düşkünlüğünü ve istilacılara karşı bitmeyen direnişlerini anlatır.

Xanthos Kitabesi
Evlerimizi mezar yaptık
Mezarlarımızı ev
Yıkıldı evlerimiz
Yağmalandı mezarlarımız
Dağların doruğuna çıktık
Toprağın altına girdik
Suların altında kaldık
Gelip buldular bizi
Yakıp yıktılar
Yağmaladılar bizi
Biz ki analarımızın, kadınlarımızın
Ve ölülerimizin uğruna
Biz ki onurumuz ve özgürlüğümüz uğruna
Toplu ölümleri yeğleyen bu toprağın insanları
Bir ateş bıraktık geride

Bilgin Hotel
Y. Turgut Bilgin
 

turgut@bilginotel.com / www.bilginotel.com

.